Arhavi – Arhavizyon

“BU BELGE BİR İLİN SATIŞ BELGESİDİR..İHANETİN BELGESİDİR.. “

04 Ekim 2017 Haberler

Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe mevkiinde madencilik faaliyetlerine
başlayan şirketin iddiaya göre yetkilisi ile madenciliğe karşı çıkan vatandaşları ikna
etmek için faaliyet yürütmeleri karşılığında oluşturulan 14 kişilik bir komiteye aylık 70
bin lira ödeneceğine dair sözleşme tutanağının kamuoyuna yansıması Artvinli
çevrecileri sokağa döktü. Yeşil Artvin Derneği’nin çağrısı ile toplanan kalabalık
sözleşme tutanağına tepkilerini dile getirdi. Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe
Karahan “Bu belge Bu belge bir ilin satış belgesidir, ihanet belgesidir” dedi.
Halitpaşa Meydanı’nda toplanan yaklaşık 200 kişi ‘Cerattepe ’de madene
hayır’ yazılı pankartı açtı, ‘Katil şirket Artvin’i terk et’ ve ‘Satılmış Artvinli istemiyoruz’
sloganları attı, kentte tartışmalara neden olan tutanağa tepki gösterdi. Polisin geniş
güvenlik önlemi aldığı alanda açıklama yapan Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe
Karahan, atalarının emaneti Artvin’i bütün güzellikleri ile gelecek kuşaklara devir
edebilmek için çok çetin bir mücadeleyi yürüttüklerini belirterek zafere ulaşana kadar
mücadeleyi asla bırakmayacaklarını söyledi.
‘MÜCADELEMİZİN EN ZOR DÖNEMİNDEYİZ’
Yeşil Artvin Derneği Nur Neşe Karahan Yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer
verdi; Bu gün yine sizlerle bir aradayız. Ne mutlu bize ki çok uğraşıyorlar da sizlerle
aramızdaki bu bağı bir türlü kesemiyorlar. Nice tehdit, nice ihanet ve nice yalan
gördük ama bir arada kırılsakta eğilmeden dimdik duruşumuzu engelleyemediler.
Bizler bu toprakları vatan bilenler, bu ülkeye yurttaşlık bağıyla bağlı olanlar, sadece
insanların değil bütün kurdun kuşun, tüm canlıların ve bütün bitkilerin yaşam hakkını
kutsal sayanlar, hiçbir art niyet ya da çıkar beklentisi olmadan canı pahasına bu
mücadeleye devam edenler yine bir aradayız. Bizler kutsal bir emanetin yaşadığımız
dönemdeki bekçileri olarak atalarımızın 5000 yıldır yaşattıkları bu emaneti,
Artvin’imizi yine bütün güzellikleri ile gelecek kuşaklara devir edebilmek için çok çetin
bir mücadeleyi yürütüyoruz. Bu mücadeleyi asla bırakmayacağız, vazgeçmeyeceğiz,
zafere ulaşana kadar devam edeceğiz.
Ancak 25 yıldır süren bu mücadelenin belki de en zor dönemlerinden
geçtiğimiz doğrudur. Bir yandan çifte olağanüstü hal koşullarının ağırlığı ve zulmü, bir
yandan kamu idarecilerinin bir iş adamının ölçüsüz ve kuralsız kar hırsına koşulsuz
teslimiyeti, bir yandan daha madencilerin hazırlık çalışmaları sırasında bile doğaya,
sulara, ormanlara verdikleri zararı görmezden gelen, üzerini örten bir yönetim
anlayışı, ama en önemlisi Artvin halkının bu kutsal mücadelesini bölmek için
içimizden çıkarmayı başardıkları işbirlikçiler, hainler. Bu gün işte bu en acı ve üzüntü
verici yanımızdan söz etmek üzere toplandık. Zayıflıklarımızı bilmemiz ve önlemini
almamız, ihaneti görmemiz gerekiyor.
Son günlerde ulusal bir gazetede yayınlanan haberi duyanlarınız olmuştur.
Artvin halkının mücadelesini kırmak için işbirlikçi bir örgütlenme tezgâhlanmış, maden
yandaşı bir Artvinli gurubu yaratılmaya çalışılmış, konu hakkında zerrece bilgisi
olmayan bu kişiler yalanlarla ve baskılarla ve iş vaatleriyle halkı bölmeye
çalışmışlardır. Bu kişilerin ülke ekonomisi, madenlerin ulusal ekonomiye
kazandırılması, ülke çıkarları, Artvin’in çıkarları gibi kaygılarının olmadığını kendilerini
tanıyanlar zaten biliyorlar. Yeşil Artvin Derneği yönetimini karalayabilmek için olmadık
yalanlar uyduran, Almanlardan para aldığımızı söyleyen bu kişiler belge
sorulduğunda iftiraları ile baş başa kalıyordu.
Birgün Gazetesinde çıkan haber ise belgeliydi. Şirket kaynaklarından elde
edilen bu belge ise ihanetin bedelini ortaya çıkarmış oldu. Yayınlanan bir sözleşme
idi. Sözleşmenin tarafları Eti Bakır ile Mehmet Ali Ergül başkanlığında oluşturulan
komite başkanlığındaki 14 kişi. Sözleşme gerçekten çok ulvi ve vatansever
düşüncelerle düzenlenmiş. Sözleşmenin konusu Eti Bakır ile Artvin halkı arasında
köprü oluşturmak olarak yazılmış, yapılacak işler kısmında bu komiteye Cerattepe
projesini halka anlatmak, sivil toplum kuruluşlarını, sendikaları, resmi kurum ve
kuruluşları gezerek bu projenin Artvin halkının sosyal ve ekonomik yönden
gelişmesine katkılarını anlatmak olarak belirlenmiş. Yine bu sözleşmeye göre
Mehmet Ali Ergül başkanlığında oluşturulan komite çalışanları firmanın madencilik
faaliyeti kapsamında yapacağı tüm çalışmalarda Eti Bakır görevlilerine yardımcı
olacak ve Eti Bakır tarafından verilen görevleri eksiksiz yerine getirecektir. Bu kadar
ulvi görevlerin elbette bir bedeli olmalı, bu da belirlenmiş sözleşmede: 1 Eylül 2016
tarihinden itibaren aylık 70.000.-TL komite üyeleri adına komite başkanı Mehmet Ali
Ergül’e verilecektir. 5 yıllık bir süre için verilen bu miktar taraflarca uzatılabilecektir.
Sevgili Artvinliler sizlere dağıtılan bu belge bir ilin satış belgesidir, ihanet
belgesidir. Bizleri Almanlardan para almakla suçlayanların Artvin halkına ihanet için
üç kuruşa kendilerini maden şirketine sattıklarının belgesidir. Komite başkanı Mehmet
Ali Ergül ile birlikte bu sözleşmeyi imzalayan kişiler Uğur Yaşar, Talih Pişkin, İsmail
Öngüner, Ercan Torun, Hasan Cin, Mehmet….., Tahir Yaşar, Recep Şentürk,
Mehmet Cin, Muhammet Ergül, İsrafil Öngüner, Davut Ergül, Necdet Aydın isimli
kişilerdir. Bu kişileri bütün Artvin halkı tanısın ve bilsin.
Bu ahlaksız sözleşmenin bir tarafında ise yine Artvinli olan şirket sorumlusu
Ünsal Arkadaş isimli kişi yer almaktadır. Bu kişi esasen suç konusu olan bu
sözleşmeyi düzenlemiş, imzalatmış, maden şirketinin emrinde, vereceği görevleri
yapacak bir örgütlenme yaratmıştır. Bu kişilerle kurulan ilişki iş kanunu çerçevesinde
kurulan bir ilişki olmadığına göre bu yasadışı örgütlenmenin amacı nedir, bu örgüte
ne tür emirler ya da görevler verilmiştir. Görüldüğü gibi gerçeklerin bir gün ortaya
çıkmak gibi bir huyu vardır. Ne kadar saklasanız da bir gün ortaya çıkar.
Öyleyse bir uyarıda daha bulunmayı görev sayıyoruz. Bu Mehmet Ali Ergül
isimli kişiye Valilik fonlarından da ödeme yapıldığı yönündeki duyumların gerçek olup
olmadığını sayın valiye sormak istiyoruz. Gerçekten var ise bu kişiye yapılan
ödemenin sebebini, hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını, hangi görevlendirme ile
verildiğini bilmek istiyoruz.
Sonuç olarak bir ihanet şebekesinin suçüstü yakalanmış halini Artvin halkının
bilgisine ve ilgisine sunuyor, mücadelenin nasıl zorluklarla karşı karşıya olduğunu,
omuz omuza olmamızın bu gün her zamankinden daha çok ihtiyaç haline geldiğini
görmenizi istiyoruz. Yine maden şirketlerinin nasıl ahlaksızca her yola ve kirli oyuna
hazırlandığını bilmenizi ve bu oyunlara gelmemek için birbirimize güç vermemiz
gerektiğini anlamanızı bekliyoruz.
İlimizde 1 yıldır süren valilik kararnameleri nedeniyle her zaman basın
açıklaması yapılması mümkün olmuyor. Bu nedenle fırsattan istifade ederek birkaç
konuyu daha takdirlerinize sunmak istiyoruz.
Yerel basında çıkan haberlere göre 30.09.2017 tarihinde Artvin Turizminin
Sorunları ve Çözüm Önerileri konulu bir Çalıştay düzenlenmiştir. Öncelikle
derneğimizin doğrudan bizi ilgilendiren bir konuda davet edilmemiş olması eksiklik
olmuştur. Bunun dışında belirtilen konuda bir Çalıştay düzenlenmiş olmasını doğru
buluyoruz. Yeşil Artvin Derneği ve bizler yıllardır Artvin ilinin geleceğini turizm ve
eğitim kenti olarak planlaması gerektiğini söylüyor ve savunuyoruz. Bu nedenle
barajlar kenti ve madenler kenti olarak anılmayı hak etmediğimizi ve bunu
reddettiğimizi bir kez daha söylüyoruz. Çünkü eğitim ve turizm kenti vizyonu ile
maden ve barajlar kenti vizyonunun bir arada olması mümkün değildir. İlimizin sayın
milletvekili nihayet bunu anlamış olacak ki, ilimizin turistik değerlerinden bahsederek,
2727 bitki türü ile bitki çeşitliliğinde ilk sırada olduğumuzla övünürken, bir yandan da
129 HES’ten 80’inin iptali için çaba gösterdiğini söylemiştir. Öyleyse yıllardır HES’lere
karşı mücadele edenlere yaptıkları her türlü haksız suçlamanın haksızlık olduğu bir
yana bu mücadelenin her aşamasında yer alan bizler için HES’ler ile turizmin, daha
doğrusu yaşamın bir arada olamayacağının kabul görmüş olması elbette bir kazanç
olmaktadır.
Ancak bir yandan 80 HES’in iptali için çaba gösterilirken Birleşmiş Milletler
tarafından ülkemizin tek biyosfer rezerv alanı olarak kabul edilen Maçahel
havzasında şu anda 8 adet HES’in mahkeme kararlarına rağmen yeniden ÇED
süreçleri başlatılmış durumdadır. Hem turizmin geliştirilmesinden hem de adeta bir
mucize olan Maçahel havzasında 8 HES’ten nasıl bahsedilebilir. Yine ilimizin en
önemli değerlerinden Kamilet vadisi ve Mençuna Şelalesinin olduğu alanda 3 tane
HES planlanması nasıl kabul edilebilir. Üstelik bu HES’ler devletin topyekün
mücadele ettiği söylenen FETÖ terör örgütüne Artvin ve ilçelerinde trilyonluk yurtlar
alarak bağışlayan, örgütlenmesine katkıda bulunan MNG tarafından yapılmaktadır.
Yine şehrin tam tepesinde Cerattepe maden belası varken ve bu yetmezmiş gibi
sırada 325 maden ruhsatı varken bu ilde Turizm nasıl gelişebilir. 325 maden
ruhsatının 129 HES’in olduğu yerde turizm olur mu. Bunlar olurken övündüğünüz
2727 bitki türü sizce yaşamaya devam edebilir mi.
Bütün bunları sizlerin bilgisine sunarken bir gurubu atlamak elbette haksızlık
olur. On yıllardır Çoruh’a kepçeyi daldırıp paraya çeviren ve neredeyse her inşaattan
para kazanan Yılmazlar gurubu bütün uyarılarımıza rağmen maden şirketi ile
işbirliğine devam etmektedir. Ruhsatsız bir işletme ile kent girişini şantiyeye çeviren
bu şirket işbirliğinden aldığı güçle maden şirketinin bütün işlerinin taşeronu olmaya
devam ediyor. Bütün Artvin halkının bunu görmesini, bu şirketi geçmişten bu yana üç
kez uyardığımızın bilmesini istiyoruz.
Son olarak maden şirketi çalışmaya ve kirletmeye devam ediyor. Daha maden
rezervine ulaşmadan çevre tahribatları inanılmaz boyutlara çıkmış, teleferik hattı
boyunca bütün vadiler hafriyatlarla doldurulmuş durumdadır. Sularımız kirlenmeye
başlamış, maden alanına yakın alanda yaşayan köylülerimiz topraklarını kullanamaz,
tarım ve hayvancılık yapamaz hale gelmişler, kendi tapulu yerlerine gitmek için
valilikten izin almak durumunda kalmışlardır. Sorun şudur: kamu idarecileri bu
haksızlığı ve zulmü daha ne olursa görecekler, duyacaklar ve müdahale edeceklerdir.
5000 yıllık bir kentin ve 25.000 kişilik bir halkın yanında yer almanın onuru
oturduğunuz koltuklardan daha mı ucuzdur. Göstermek için yarıştığınız inançlarınızın
neresinde bu zulme sessiz kalmak yer alıyor. Suların kirlenmesi ile zehirlenen
hayvanlar için hiçbir tahlil yapmadan yediklerinden olmuştur demek gafletini nasıl
gösterdiniz. Bunların unutulacağını yapanın yanına kar kalacağını mı
düşünüyorsunuz.
Bizler, Artvin’de yaşayanlar, bunu bir mahkûmiyet olarak değil bize verilmiş bir
lütuf olarak görenler, bu ilin dağına taşına, kurduna kuşuna, ormanlarına, derelerine,
göllerine âşık olanlar, vatandaşlık bilinci ve onuruyla yaşayanlar olarak bu
mücadeleyi asla terk etmeyeceğimizi, nerede ve nasıl gerekiyorsa o şekilde
mücadeleye devam edeceğimizi bu maden şirketine, işbirlikçilerine, yöneticilere,
ülkemizin aydınlık yüzüne, Artvinlilere ve çevre dostlarına bir kez daha duyuruyor,
hepinize saygılar sunuyoruz. Yapılan açıklamanın ardından kalabalık olaysız şekilde
dağıldı.

Haber: Hayati Akbaş

Paylas

Comments are closed.