Arhavi – Arhavizyon
SON DAKİKA

MA HAŞO..

06 Nisan 2017 Akın Gülhan

TRT ekranlarının siyah beyaz olduğu yılları özellikle yaşi kirki geçenler hatırlar.Renkli tilifizyonu kim icat etti diye bana sorsalar VEDAT TAKAZ diye cevaplarım. Ne yalan söyleyeyim ilk renkli tv’yi onun dükkanında görmüştüm.TRT ekranlarında Türk Halk Müziği Topluluğu önde saz çalan amcalar, arkada bay bayan karışık bir koro , benim gözüm önde saz çalan amcalarda gözümü sazlardan alamıyorum çocuğum hayal kuruyorum acaba benim ne zaman sazım olacak derken rahmetli peder sazı alıyor ve ayaklarımı yerden kesiyor Allah rahmet eylesin.Ve biz müziğe merhaba diyoruz.
Arhavi de soğuk bir kış günü Şubat ayı ,elektrikler kesik esnaf dükkan açmamış sokakta üç beş aç güvercin birkaç köyden inmiş köpek ve birde ben varım .O zamanlar Arhavi nüfusu sanırım beş bin yada altı bin civarında bunun da 4500 ü kahvede pişpirik oynuyor,evde kalan kadınlar ve çocuklar toplasan 6000 etmeyiz yani..köylerde 3 metreye yakın kar var. Sanki darbe olmuş şehir sessiz suskun, sahilde 25 tane martı ya var ya yok ,yarı aç yarı tok denizi turluyorlar…vaziyet bu yani..
Elektrik geliyor ama tilifizyon göstermiyor vericiye yıldırım düşmüş ,adı verici ama kurulduğu günden beri vereceği şeyi bir türlü iyi veremiyor..Hatırlarsınız şu yukarıdaki mahallenin tepesinde dururdu antenlerimizi ona çevirirdik.. Çevirsen ne fayda Rus yayını baskın çıkar görüntüyü bozardı sanırım o zamanlar Rusya komünizme devam ediyordu sonra ne olduysa bu yönetimden vaz geçtiler galiba.. Sıkıldılar. Antenlerde zaman için yok oldu gitti.
Rusların hep bizi dikizlediğini düşünürdük , ışıklı bir radarları vardı sahiden izlerdik bize ışık tutarlardı sanırım bizden korkuyorlardı .Bizde üç beş zibidi kıçımızı Rusya’ya döner makara yapardık.Çocukluğum bir sürü Rus askeri macerasını dinlemekle geçti tabi yarısı palavra..ne gariptir ki biz Rusları hep yanlış tanımışız..Asıl tanışmamız Sarp sınır kapısının açılması ile başladı ve biz Ruslarla kucaklaştık . Meğerse ne kadar güzel ve sexsi insanlarmış kıymetini sonradan anladık. Bazı uyanık arkadaşlarımızda o dönem 100 dolara üniversite diplomasının satıldığı ve savaş atmosferinde yaşamın aktığı Gürcistana okumaya gittiler..sonuç vahim tabiî ki..sıcak evinde iki satır ders çalışmayan adamın Gürcistan da ne işe var tam laz işi yani… Derimont için adam öldürülen, KGB mafyasını cirit attığı yönetim şekli oturmamış ülkede ne işin var senin be kardeşim….vay anam vay ne karışık çorbaymış bu Rusya..
Çok iyi hatırlıyorum Ruslar geliyor diye cami altına deri-kürk dükkanı bile açıyorduk , sahildeki evleri otele çevirip Rusların rahat yatmasını sağlıyorduk.Hatta gece korkmasınlar diye bir çoğumuz yanlarında yattık.Gece hayatımız renklenmiş İstanbul’un en gözde mekanları sahile gelmişti,Ardeşen de maksim gazinosu , Hopa da reina disko vs vs. açılmıştı..En önemli gelişmelerden biride Rus pazarıydı.. Rusya’da mallar tükendi ,yerine Türk malları satılmaya başlandı ama Rus pazarı asla gündemdeki yerini kaybetmedi. Kimileri için buluşma noktası kimileri için geyik hane oldu.. Hatta Rus pazarında tanışıp evlenenler bile oldu..Belediye başkanı utanmasa nikahı pazarda kıyacaktı.Yanlış hatırlamıyorsan bir kadın Rus pazarında doğum yaptı çocuğun adını da Ramdeni koydu..Rus pazarı sayesinde üç beş kelime rusça ve gürcüce öğrenme şansını da yakaladık.
Siyah beyaz tilifizyondan renkli hayata geçişte ve özellikle de sınır kapısının açılmasıyla Arhavi ve diğer ilçeler oldukça değişti normalde bakkal bile işletemeyecek insanlar iş sahibi hatta iş adamı oldu. Sınır kapısı ekmek ve aş verdi sonradan koy verdi.
Neyse derken bizim gençlikte elden kayıp gitmeye başlamıştı ki İstanbul maceramız başladı. O yıllarda Arhavi’nin şu an gözüken yüksek binalarının temellerinde kurbağalar yüzüyordu.En lüx binalar 56 evler diye isimlendirilen binalardı.ÇAY mevsimi geldiğinde şehirde yaşan sinekler bile köye gider zaten sakin olan Arhavi büsbütün sessizleşirdi.Hafta sonları düğünlerle insanlar bir araya gelir çok renkli görüntüler yaşanırdı. Özellikle sırtından çay sepetini çıkarıp ertesi gün topuklu ayakkabıyla dans eden emekçi bacılarımızın o otantik yürüyüşleri ve dansları,sigara içmenin büyük bir olgu olduğunu zannedip püfür püfür sigara içen büyüklerimiz ne günler di bee dedirtiyor insana. Dayım fotoğrafçı olduğu için biz düğünlerde video kamera çekerdik ,ayrıca fotoğraf çekimi de yapardık Memlekette bir video modası başlamıştı ki hiç sormayın, ilk erotik filmlerle tanışma dönemi bu tarihlere denk gelir.. Her yerde video salonları, 55 ekran tv alta bir video iki çay iç bir film izle.. avare adam çok ne yapsın.Bir dönem çok popüler olan bu video salonları sinema salonlarını olumsuz etkiledi.Ahu Tuğbalar, müjde arlar,hülya Avşarlar, banu ablalar neredeyse orçayi oldular..
O dönemin Arhavi gençliği bir çok devrimi yaşadı gördü .Köyde gaz lambasından başlayan ve ..göçlerle Anadolu ya yayılan bu gençlerden birisi de benim .Memleket öyle değişti ki satırlara sığdırmak zor her şeyden önce insanlar değişti , o dönem de delikanlılık vardı adamlık vardı söz verdin mi arkasında durmak vardı..Selam vardı merhaba nın hatırı vardı, kardeşlik vardı..Aynı kaderi paylaşmak vardı. Garibanlık vardı fakirlik vardı..şartlar neredeyse hepimiz için eşitti ve adaletliydi.
Sonra neler oldu neler asitli içecekler mayamızı bozdu ,hazır mamalardan beslenen farklı insan türü çıktı.Eskiden insanlar maymundan türerdi ,ama bunlar çok farklı be birader..acayip bir gen yapısı var çözmek mümkün değil.
Arabalar çoğaldı ama iletişim azaldı ,telefon patlaması oldu ama ne garipti ki boktan bir iletişim başladı. Samimiyetsizlik başladı..etrafıma bakıyorum da benim en iyi dostlarım hep eskiden zulamda kalan dostlar..tabiatın ve teknolojini gelişmesi değişmesi haydi neyse de insanın değişimini kabullenmek gerçekten zor .
Arhavi dünyanın bütün değişimlerine çabuk ayak uyduran eskilerin tabiri ile küçük Paris..Hepimizin ortak paydası ,hani bazen derler ya Arhavi sevdalısı diye; bunu hak eden kaç kişi var aramızda,kaç delikanlı kaldı memlekete sevdalı..
Arhavi adına yapılanları destekleyen kaç insan kaldı ,DEVİR PARA VE YALAKALIK DEVRİ..evet yazacak çok şey söylenecek çok söz var ama.. ne demeli bilmem ki?SÜREKLİ GEÇMİŞE ÖZLEMLEDE YAŞANMAZKİ BE KARDEŞİM..
Birileri memleketin içine ederken delikanlı gibi durup bu iş olmaz yanlıştır diyemiyorsa..
MA HOŞA MEMLEKETİZ …………………………………..
Sevgi ve saygılarımla…

Paylas

Comments are closed.