Arhavi – Arhavizyon

LAZ TARİHİ

07 Kasım 2012 Laz Tarihi
lazika krallığı

Anadolu tarihinde her nedense Doğu Karadeniz dışında tüm yaşanmışlık ve kurulmuş devlet ve tarihsel süreç en ufak ayrıntılara kadar yer alırken ülkemizin bu bölümünde sanki geçmiş yok muş gibi davranılmışsa bu büyük bir yanlışlık ve eksikliktir.

Oysa Lazların yaşadığı bu coğrafyadan Urartu yazıtlarında  bahsedilmekte ve M.Ö. 8. yüzyıl da burada bir uygarlık yaşamının varlığından söz edilmektedir.

Yunan tarihçisi Prokopius bu dönemdeki halkı Kolhlar olarak adlandırır. Kolhlar (ki M.Ö. 1 yüzyılda Kolh adı yerini Laz adını alacaktır) Etrafındaki diğer etnik yapıları da korumuş ve kollamıştır. Geçmiş dönem tarihçilerinin kayıtlarında bu dönemde yaşamış 15 e yakın Laz kralı bulunmaktadır.

Kolhetya, Trabzon ile Kırım arasında, Çoruh vadisine dayanmış geniş bir toprağa sahip bir uygarlığı kapsamaktaydı.

Bu dönemde Greklerin ilgi alanı olan Kolhedya, efsaneye göre  bazı argonotların altınpost için gelip daha sonra Laz kralı Ayet ‘in Kızı Media ile Yünanistan’a geri döndükleri bir yer olarak bilinir.

Homeros bir kitabında Kral Ayet’ten bahsederken, Herdot, Kolhedya’yı siyah mısırların ülkesi diye adlandırır.

Bu dönemde Kolhedya dünyada altın ve gümüşü işleyebilen altı uygarlıktan biri idi. Bügün Gürcistanın Vani müzesinde bu sikkeler sergilenmektedir.

Sonraki yıllarda Karadenizin Grekler ile Kolhlar arasında sürekli biı rekabet alanı olması, Kolhları Trabzonun doğusuna da yerleşmeye zorlamıştır. Bu süreçte Uygarlık içindeki Lazlar ile Gürcülerin birbirlerine üstünlük kurma savaşları sonucunda Lazika ve Kartli  adlı iki küçük krallık kurulmuştur.

M.Ö. 60-70 yılları arasında da bu bölgenin Roma İmparatorluğu egemenliğine girmesi ile krallık sayısı üçe çıkmıştır. Üçüncü krallık Albaniya Krallığı idi.

Laz kralı Anicetus daha sonraki yıllarda Romalılara karşı savaş açmış ve Lazikadaki Roma egemenliğine son vermiştir. Fakat gerek Persler, gerekse Gothlar ve sonrasında Hunların, Romalıları kendileri için bir tehdit olarak görmeleri, Lazları Roma yanında doğal bir müttefik konumuna düşürmüştür.

M.S. 395 yılında Roma İmparatoluğunun yıkılması ve Anadolu’ da Bizans İmparatoluğu ‘nun kurulması sürecinde Lazika Krallığı en güçlü dönemlerini yaşamıştır.Bu süreç 5. yüzyıla kadar sürmüş ve Poti şehri zamanın bir kültür merkezi olmuştur. Hatta  ünlü Grek filozofu  Themistius  Poti’de yetişmiştir. Krallık,  Abazia ve Svanetya eyaletlerine ( vasallarına ) yöneticiyi kendi tayın ediyordu. Lazika Krallığı sanat ve kültürde kendi yerel motifleri ile Roma ve Bizans kültürünü harmanlayarak kullanmış ve tüm bu özelliğini, el sanatından mimarlığa kadar geniş bir alanda kullanmaktaydı.

Lazika kralı Gubaz zamanında ise,  Lazika bölgesinin, Bizanslılar ile Persler arasında stratejik bir yer olması vesilesi ile her an işgal edilmesi gereken topraklar olarak görülmüştür. Kral Gubaz ‘ın dengeli siyaseti uzun yıllar bu olumsuzluğu yok etmişse de daha sonra Gubaz ‘ın Bizanslılara karşı durması, Lazlar ile Bizanslıların uzun yıllar savaşmasına neden olmuştur. Sonrasında Lazika Krallığına  gelen Tsate tarafından anlaşma sağlanarak savaşa son verilmiştir. (M.S. 465).

570 yılında Bizans desteğini alan Abazlar Lazikadan ayrılıp kendi egemenliğinde bir krallık kurmuşlar ve bu dönemde doğuda yaşayan Gürcüler batıya, yani Abhazya Krallığına göç etmeye başlamışlar ve bu krallık içinde en güçlü etnik yapı olarak kalmışlardır.

Bizanslılar bu yıllarda Gerek Abhazya Krallığı gerekse Lazika Krallığını eşit statüde kendilerine bağlamış ve  Lazların bölge egemenliğine son vermişlerdir.

Lazika Krallığı 7. yüzyıl sonlarında tarih sahnesinde tümü ile yok olmuştur. Abhaz Krallığı ise daha sonraları, kendi içinde sürekli çatışan Bizanslılara karşı durmuş ve Bizanslılar ile aralarında tampon bir Laz devletinin olmasını istemişlerdir. Kurulacak bu devlet ilerde Selçuklular içinde bir tampon olacaktı.

Bu arada Trabzon’un ele geçirilmesi ve buraya prens Davit Kommenon’un atanması Trabzona doğru büyük bir laz göçüne neden olmuştur. Hatta Trabzon Krallığının yönetimi içinde  Bizans yanlıları ile Lazlar, sürekli karşı karşıya geliyorlardı.

Bölge 13. yüzyılda 150 yıllık Moğol egemenliğinde kalmış ve 15.yüzyılda bu bölgede Osmanlı ve Pers İmparatorluğu güçlenmeye başlamıştır.

Lazların Bizanslılarla olan savaşları Osmanlıların İstanbul’u fethetmeleri sona ermiş ve 1461 yılında Sultan II. Mehmet’in Trabzon’ u alması ile Osmanlı egemenliği başlamıştır. Aslında Osmanlı – Bizans savaşlarında Lazların Osmanlı müttefiki şekli ile duruşları onlara imparatorluk içinde fiili bağımsızların sürmesine neden olmuş ve 1840 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu içinde özerk bir yapı içinde yaşamışlardır.

Hazırlayan: Mehmet Remzi Öncel

Kaynak :     Ali İhsan Aksamaz

Paylas

Comments are closed.